Bir kahve lütfen!

IMG_E8702[1].JPG

Tabiki ilk yazılarımdan birinin konusu kahve olacaktı! Bu yazıyı yazarken kahvemide eksik etmedim uygulamalı bir yazı oldu diyebiliriz 🙂 peki neden kahve? Bazılarımız her gün bazılarımızda en azından haftada birkaç gün  kahve dükkanlarına uğrayıp çeşitli kahveler alıyoruz hatta bazen birkaç yudum kahve için şikayet etsekte dakikalarca sıra bekliyoruz. Aramızda en popüler kahve dükkanlarından biri olan Starbucks’a uğrayıp bir kahve almayan yok denecek kadar azdır diye düşünüyorum. Yanılıyor muyum? Yoğun sınav geceleri, stresli iş günlerinde kurtarıcımız aslında hep bir bardak kahve. Hepimizin hayatında ya mecburiyetten ya sevdiğimizden sık sık ya da nadirende olsa bir bardak kahveye hep yer var. İşte tamda bu yüzden kahve 🙂  Demleme yöntemleri, kavurma derecesi gibi bir çok çeşidi bulunan bu harika içeceğin bir meyvenin tohumlarından üretildiğini biliyor muydunuz? Kahve bir meyve bitkisidir. Kahve tohumları yıkanıp temizlendikten sonra kurutulur ve bu şekilde pazarlanır. Bu tohumlar bizim bardağımıza gelmeden önce fırında veya özel tavalarda kavrulur. Kavurma esnasında içeriğindeki su buharlaşır, karbondioksit uçar, tat veren aromatik esanslar oluşur ve karbonhidratlar karamelize olur. Karamelize olmuş karbonhidratlar, kafein, kafeol ve esanslar kahvenin asırlardır konuşulan büyüleyici lezzetini oluşturur. Kahvenin o özel lezzetini veren madde çoğunlukla kafeol, uyarıcı etkisini sağlayan ise kafeindir 🙂 İyiki varsın kafeol! Kavurma esnasında ortaya çıkan bu bileşenler demleme işlemiyle suya geçer. Bu yüzden kahvenin sert yani ‘yoğun’ bir tada sahip olmasında demleme işlemi çoook büyük önem taşır. Bazı kahveler kafeinsizdir. Cafe ve restoranların menülerinde ‘decaf’ olarak geçer ve kahve kafeinsiz diye tadından bir şey kaybetmez 🙂

Kafeini hepimiz biliyoruz ama onu tanıyor muyuz? Halk arasında en popüler özelliği uyanık kalmayı sağlaması yani uyarıcı özelliğidir. Oysa kafein bence sıfır kalori olan bir enerji bombası! Bazılarımız bir yudumla bile bu etkiyi hissedebilir, bazılarımız ise fincanlarca içer ama nafile… 🙂 Bu vücudumuzun kafeine olan duyarlılığı ile ilgilidir. Bir fincan kahve ortalama 85 mg kafein, bir bardak çay ise ortalama 60 mg kafein içerir.(Aaaa çayda da kafein varmış!) Günlük alınması gereken kafein miktarı tabiki yetişkin, çocuk ve hamilelerde farklılık gösterir. Bir yetişkinin alması gereken günlük kafein miktarı 200-300mg arasında değişirken, çocuklarınki ve hamilelerinki 100-200mg arasında değişir.(Çeşitli sağlık sorunları bu miktarları değiştirebilir) Kalorisiz enerji bombası diye adlandırdığım kafein diüretik( su atımı sağlayan), spor öncelerinde yani yoğun egzersiz öncesinde kas ve sinirleri uyarıp onların harekete olan direncini arttıran kas ve sinir uyarıcı, midede salgılanan ve besinlerin sindirimini sağlayan çeşitli enzimlerin salgılarını arttıran, metabolik hızda artış sağlayarak yağ yakımını hızlandırıcı etkisi olan bir maddedir. Yağ yakımını mı hızlandırıyor? Bi kahve lütfennn! 🙂

Evet bu özellikler harika! Ama kişiye gereken miktarda kafein verildiğinde geçerli özellikler. Aksi takdirde fazla alındığı durumlarda bir o kadar kötü etki sayabiliriz. Beslenmenin temelinde ‘denge’ vardır. Sağlıklı bir besini de fazla miktarda tüketirseniz yararından çok zararını görürsünüz. Beslenirken ‘denge’ kavramını unutmayın. Eğer kahveyi fazla tüketirsek ne olur ? Kişiden kişiye etkiler ve etkilerin yoğunluğu değişebilir. Fazla tüketildiğinde vücudumuzun düzenli çalışması için gerekli olan elektrolitlerin böbreklerden geri emilimi azalabilir ve atılabilir. Demir kaybına, kalp çarpıntısına, anemiye, ülsere sebep olabilir ve idrarla kalsiyum atımına neden olarak kemik erimesine(osteoporoz) kadar ilerleyebilir. Yani benim gibi kahve severler aman dikkat! Ne demişler azı karar çoğu zarar…

Psikologların yaptığı çeşitli araştırmalar gösteriyorki sabah evden çıkmadan önce beş dakika kadar az bir zamanı sessiz bir şekilde kahve içerek geçirmek gün içerisinde stresle baş etmemize yardımcı oluyor. Bu alışkanlığı kazandığımızda karar alma ve zorlukların üstesinden gelme konusunda gelişiyoruz. Harika! Öyle değil mi? Bunların hepsini yapabilecek şey sadece bir fincan kahve. Eğer sizde bir kahve severseniz ‘öneriler’ butonundaki bi’kahve? bölümüne bir göz atın derim. Orada sizi çok beğendiğim kahve mekanları bekliyor olacak! 🙂

Minik bir hatırlatma: Çarşamba ve cumartesi günleri yayınladığım yazı, tarif veya öneriler hakkında yayınladığıma dair anında e-posta alabilmek için blogumu takip edebilirsiniz. Eleştiri ve önerilerinizi yukarıdaki ‘iletişim’ butonu aracılığıyla ya da aşağıya yorum bırakarak bana iletebilirsiniz. Sağlıkla kalın!

 

3 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. bakemonochana dedi ki:

    Bir fincan kahve eşliğinde keyifle okudum yeni yazınızı. Önceleri kahve sever biri değildim. Ama şimdi günde bir bardak dahi kahve içmezsem hayatımda bir eksiklik varmış gibi hissediyorum. Her şeyin fazlası zarar. Bir fincan kahvenin kırk yıllık hatırı var derler ya sizin yazınızın da bence bir o kadar hatırı sayılır 🙂

    Liked by 1 kişi

    1. dduygucetin dedi ki:

      Ne hoş bir yorum bu🙂 Çok teşekkür ederim. Keyifle okumuş olmanız çok sevindirici. Demekki aramıza bir kahve sever daha katıldı. Harika!😉

      Liked by 1 kişi

  2. MELİS ÇETİN dedi ki:

    Reblogged this on MELIS CETIN and commented:
    Eline saglık. Son zamanlarda sorularımızı giderip ek bilgiler sunan herkese hitap şekliyle cok keyifli bir yazı olmuş. Devamını bekliyorum. Başarılar :)))

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s