Aklen, bedenen ve ruhen beslenme

 

yyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyy.jpg

Herkese merhaba!  Bugün bir değişiklik yapıp beslenme hakkında bilgi vermek yerine beslenmenin psikolojik yönü hakkında sohbet edelim istedim.  Kalorileri, besin değerlerini bir kenara bırakalım ne dersiniz? Neden böyle bir şey yaptığımı merak ediyorsanız, İnstagram’da her gün sizlerden mesajlar alıyorum. Mesajların bir kısmı aslında suçluluk duygusundan ve kendini yeterli görememe durumundan dolayı yazılmış  mesajlar. Bugün çok yedim çok pişmanım bu durumu nasıl düzeltebilirim, kendimi tutamadım yine tatlı yedim, spor yapmadım daha mı az yemeliyim gibi bir çok mesaj…  Gelen mesajları öncelikle psikolojik yönüyle daha sonra beslenme yönüyle değerlendirmeye çalışıyorum. Çünkü olaylara karşı bakış açınızı merak ediyorum. Olaylara nasıl baktığınız, sonucun sizi tatmin edip etmemesiyle yakından ilgilidir. Nasıl baktığınızı anlayıp çözüm üretmeye çalışıyorum. Bazen sadece farkındalık oluşturarak sorunu çözebiliyorum. 🙂

Beslenme sizin için sıkıcı bir mecburiyet haline gelmemeli. Kendinizi sürekli sebze yemek ya da sevdiğiniz ama yememeniz gerektiğini düşündüğünüz şeyleri yememek zorunda hissetmeyin. Gerçek hayatta olayların bu şekilde ilerlemediğini farkettiğiniz anda sonuç tablosu sadece hayal kırıklığından ibaret olur. Siz eğer gerçekten sağlıklı bir birey olmak istiyorsanız kendinize sıkıcı kurallar koyarak bunu başaramayacağınızı  bilmelisiniz. Neden mi? Çünkü ‘sağlıklı’ birey aklen, bedenen ve ruhen iyi olup bunu devam ettirebilen bireydir. Sadece bedenen istediğiniz ölçülerde olmak sizi  sağlıklı bir birey yapmaya yetmez. Bunun en gerçekçi örneği ise sağlıksız diyet süreçlerinden geçen insanlardır. Bu insanlar aklen ve bedenen kendi düşüncelerine göre doğru bir şekilde ilerleselerde ruhen hep eksik kalan insanlardır. Zayıflayınca mutsuz olduklarını söylerler. Çünkü onlar beslenmelerinin akıl, beden ve ruh açısından  ‘sürdürülebilir’ olması gerektiğini gözden kaçırmışlar ya da bakış açısının önemini anlayamamışlardır. Peki bu üç açıdan  ‘sürdürülebilir beslenme’ nedir? Eğer önceki yazılarımı okuduysanız  diyeti alışkanlıkların değiştirildiği bir süreç olarak tanımladığımı biliyorsunuzdur diye düşünüyorum. Alışkanlıklar uzun süre hayatımızda olan şeyler değil midir? Yani süreklidir. Sürekli olması sürdürülebilirlik sağlama konusunda ilk şarttır. Beslenme tarzınız sizi mutlu etmiyorsa(ruhen doyum sağlamıyorsa) o beslenme tarzı ‘sürdürülebilir’ kabul edilmemelidir.  Sizi memnun edecek bir sağlıklı beslenme programı uygulamak için neyi bekliyorsunuz?

Yeni bir sürece girmek istiyorsanız öncelikle psikolojik olarak buna kendinizi hazırlamalısınız. Aksi takdirde belirli bir zaman sonra pes edecek ve kendinizi suçlayıp diyet yapamayacağınıza daha doğrusu yeni bir beslenme alışkanlığını kazanamayacağınıza kendinizi inandıracaksınız. Önceliğiniz sizi ayakta tutabilecek bir neden arayışına girmek olmalı. Eğer sizi ikna edebilecek güçte ve engeller karşısında dik duruş sergileyebilceğiniz güçte bir nedeniniz yoksa ne zaman diyete girmek isteseniz aklınıza geçmişteki yenilgileriniz gelecek. Kendinize karşı özgüven probleminiz olacak belkide. Bunu engellemek için olaylara aynı şekilde bakmayın, üç taraflı bakın aklen, bedenen ve ruhen…

Kurduğumuz düzen ne kadar sürdürülebilir, nedenimiz ne kadar ikna edici olsa da bazen bir takım pürüzlerin ortaya çıkması çok normaldir.  Hepimiz bazen fazla yemek yiyoruz ya da az hareket ediyoruz. İnsan bir makine değildir. Sürekli aynı şekilde ilerleyemez. Durum ve çevre şartları bunu belirler. Genel olarak her şeyi olması gerektiği gibi yapabiliyorsanız ufak pürüzleri göz ardı etmelisiniz. Günlerce sürekli yanlış besleneceğinize birkaç gün hatta birkaç öğün kötü beslenmeniz sizce bir yenilgi midir yoksa bir başarı mıdır ? O bir iki güne ‘diyeti bozdum’ olarak bakmayın. Eğer gerçekten fazla yediğiniz anda mutlu olduysanız bırakın o gün sizin kaçamağınız olsun amacınıza giden yoldaki yanlışlarınız ya da pes etmeniz değil. Alışkanlıkları değiştirmek, kazanmaktan daha zordur.  Ruhu doymuş bir insan olduğunuzu hatırlayın ve ertesi gün kaldığınız yerden devam edin. 

Beslenirken önce ruhunuzu doyurun! Ruhunuz doyarsa karnınız da doyar. Ruhu doymamış bir bedenin, bedenen doyabileceği gerçeği pek inandırıcı değil. Bazen çok yemenizin sebebi ruhen doymamış olmanızdır, ruhunuzun açlığını karnınızı doyurmakla bir yere kadar karşılayabilirsiniz. Bazı hastalıklar, duygusal durumlar ya da başka şeyler fazla yemenize neden olabilir. Bu bir suç değildir. Bazen yapılan mutluluk verici kaçamakların sağlıklı beslenmenizin sürdürülebilirliğini sağladığını düşünün. Arada kendinizi mutlu etmeyi başka bir deyişle motivasyon sağlamayı yanlışlık olarak değerlendirip üstünü çizmeyin. Sürekli suçluluk duygusu yaşıyorsanız o bir beslenme problemi olabilir. Uzman yardımı almak sizin için bu konudaki en doğru çözümlerden biri olur. Bakış açınızın değişmesi için yardım almanız ayıp değil, olması gerekendir.

Yeni hedeflere ulaşmak için genelde başlangıç zamanı yeni bir dönemin, haftanın, günün ya da mevsimin başlangıcıdır ya hani… Sonbahara yeni girmedik mi? Yeni başlangıçlar için yeni dönem başlangıçlarına ihtiyacınız yok. Asıl yeni dönem siz bir şeyleri değiştirmeyi başladığınız zaman başlayacaktır. Yeni nedenleriniz aklen, bedenen ve ruhen ‘sürdürülebilir’ olsun!

Minik bir hatırlatma: Çarşamba ve cumartesi günleri yayınladığım yazı, tarif veya öneriler hakkında yayınladığıma dair anında e-posta alabilmek için blogumu takip edebilirsiniz. Eleştiri ve önerilerinizi yukarıdaki ‘iletişim’ butonu aracılığıyla ya da aşağıya yorum bırakarak bana iletebilirsiniz. Sağlıkla kalın!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s